Kök Hücreler

İnsan vücudunda yer alan tüm organ ve dokular hücrelerden oluşmaktadır. Vücudumuzdaki Bazı hücreler kendilerini yenileyebilir ve farklı hücre tiplerine dönüşebilir niteliktedir. Kök hücre olarak adlandırılan bu hücreler, çoğalamayan kas ve sinir hücrelerinden farklı olarak bölünebilir ve çoğalabilir. Kök Hücreler tek bir hücreden yüzbinlerce hatta milyonlarca hücrenin oluşmasını sağlayabilmektedirler. Kök hücreler, oksijen taşıma görevini, hormonal ve sinirsel iletimi sağlayamazlar ancak vücudumuz için hayati önem taşıyan ve bu işlevleri yerine getiren hücrelerin oluşumda rol oynamaktadırlar. Kök hücreler bir ömür boyunca kendilerini yenileme özelliğine sahiptirler. Kök hücreler vücudumuzun ihtiyaçları doğrultusunda farklılaşır ve diğer hücrelerin gelişmesi, olgunlaşması ve çoğalmasını sağlamaktadırlar.  Ancak yaş ilerledikçe vücutta bulunan kan hücresinin miktarı, diğer hücrelere kıyasla azalır. Yeni doğan bebeklerde her 10 bin hücreden 1’i kök hücreyken, 65 yaşındaki bir kişide her 1 milyon hücreden yalnızca biri kök hücredir. Yaşın ilerlemesi ile birlikte azalım gösteren kök hücre miktarı nedeniyle hasarlanan doku ve organlar yeterince onarılamaz hâle gelir.

Kök Hücreyi Diğer Hücrelerinden Ayıran Özellikler

Normal Vücut Hücresi

Kök Hücre

Sınırlı sayıda çoğalabilir veya hiç çoğalmazlar Sürekli olarak bölünme ve çoğalma yeteneğine sahiptirler.
Bir görevi yapmak için özelleşmişlerdir. Özelleşmemişlerdir. (Farklılaşmamış)
Bir başka hücre tipine dönüşemezler. Özelleşmiş (farklılaşmış) hücrelere dönüşebilmektedirler.

 

Kök Hücre Çeşitleri

 

Farklılaşma Özelliklerine Göre Kök Hücreler

  1. Totipotent Hücre;

Embriyonik ve plasenta gibi embriyonik olmayan hücrelere dönüşebilen kök hücrelerdir. Fertilize yumurta buna bir örnektir. Döllenmeden sonraki ilk 4 gün içinde oluşan hücrelerin her biri ‘’Totipotent ’’ hücredir ve her bir hücre ayrı bir organizmayı oluşturabilecek güce sahiptir.

  1. Pluripotent Hücre;

Döllenmeden sonraki 5. günden itibaren meydana gelen hücreler blastosist denilen küresel bir şekil alır. Bu kürenin içindeki hücreler vücuttaki tüm hücrelere dönüşebilecek potansiyele sahip olmalarına rağmen, artık tek başlarına tüm organizmayı oluşturacak güce sahip değillerdir. Bu tür hücrelere ‘’ Pluripotent’’ hücre denir.

  1. Multipotent Hücre;

Özelleşmiş hücre grupları oluşturabilen kök hücrelerdir.

Örnek olarak; Kan kök hücreleri, kemik iliğinde bulunur ve gerektiğinde beyaz kan hücrelerine, kırmızı kan hücrelerine ve trombositlere dönüşebilir. Ya da, deri kök hücreleri deriyi oluşturan değişik deri hücrelerine dönüşebilirler.

 

Elde Edildikleri Yerlere Göre Kök Hücreler

  1. Embriyonel Kök Hücreler;

Blastosist adı verilen hücre kümesinden alınan hücrelerin her birine ‘’Embriyonel kök hücre’’ denir. Hızlı çoğalma yetenekleri daha fazlaDIR.  Çoğalma çeşitliliği bakımından diğer kök hücrelerine göre daha zengindir. Yani; farklılaşma potansiyeli oldukça yüksek. Embriyonel kök hücrelerin telomerleri çok uzun olduğu için çok uzun süre çoğalabilmektedirler. Hatta laboratuvar ortamlarında iki yıldan fazla yaşatılabilmektedirler.

  1. Erişkin Kök Hücreler;

Farklılaşmış dokularda bulunan ancak farklılaşmamış hücrelerdir.  Her yaştaki insanda bulunabilmektedirler. İhtiyaç duyulduğu durumlarda bulundukları dokudaki değişik hücre türlerine dönüşebilmektedirler. Erişkin kök hücreler, organizma yaşadığı süre boyunca kendi kopyalarını üreterek çoğalırlar. Bu hücreler bulundukları dokulardaki eskiyen, hastalanan veya ölen hücrelerin yerine yenilerini üreten yedek parça kaynakları olarak görev yapmaktadırlar. Erişkin kök hücrelerinden tüm hücreler elde edilememektedir. Ayrıca erişkin kök hücrelerinin kültür ortamında yetiştirilmesi embriyonel kök hücrelerinin yetiştirilmesinden daha zordur. Çünkü erişkin kök hücrelerinin büyümeleri ve çoğalmaları daha uzun zaman gerektirir.

  1. Fetüs Kök Hücrele;

Fetüsden elde edilen farklılaşma kapasiteleri embriyonik kök hücrelere yakın ölçüde yüksek olan kök hücre grubudur. Bu hücreler de tedavi amaçlı kullanımları etik nedenlerden dolayı henüz uygun olmayan hücrelerdir.

Kök Hücre Tedavisi Hangi Hastalıkların Tedavisinde Uygulanır

  • Kemik iliği kanserleri
  • Lenfoma
  • Hodgkin lenfoma
  • Lösemi
  • Organ kanserleri
  • Anemi
  • Akdeniz anemisi
  • Plazma hücre hastalıkları
  • Multiple myeloma
  • Kalıtsal metabolik hastalıklar
  • Kemik iliği yetmezliği
  • Kalıtsal ve doğumsal kan hastalıkları
  • İmmün yetersizliğe bağlı gelişen hastalıklar

 

Kök Hücre Bağışı Nasıl Yapılır

18 ile 50 yaş arasında sağlıklı herkes kök hücre bağışçısı olabilir. Periferik yani vücut dolaşımında olan kandan toplanan kök hücre en sık kullanılan bağış yöntemidir. Kan bağışına benzeyen bu yöntemde, vericiye 4-5 gün boyunca günde iki kez ilaç verilerek kök hücrelerin dolaşımdaki kana karışması sağlanır. Sonrasında kolda yer alan damara takılan kateter aracılığıyla alınan kan, özel bir makineye bağlanır. Yaklaşık 2 ile 4 saat boyunca verici makineye bağlı kalır. Bu işlem sırasında verici için risk teşkil eden bir durum söz konusu değildir. Alınan kök hücre hemen hastaya verilebilir ya da dondurularak daha sonra kullanılmak üzere saklanabilir.

Bir diğer bağış yöntemi ise kemik iliği toplanmasıdır. Bağış işleminden önceki hafta bağışçıdan bir ünite kan alınarak saklanır. Bağışın yapılacağı gün bağışçı genel anestezi ile uyutulur. Pelvis kemiğinin olduğu bölgeye küçük bir kesi açılır ve özel bir iğne ile pelvis kemiğine girilerek kök hücre toplanır. Bağışçı çoğunlukla aynı gün taburcu edilir.

 

Şevval ÇAKIR

 

Kaynaklar;

  1. https://www.acibadem.com.tr/Hayat/BilgiGalerisi/kok-hucre-cesitleri
  2. http://www.kemikiligi.org.tr/icerik.php?id=117&alt_id=137&tab=0
  3. https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/28239/mod_resource/content/0/12.%20Hafta.pdf
  4. https://www.medicalpark.com.tr/kok-hucre/hg-2120
  5. https://ipscell.com/kok-hucre-nedir/
  6. https://www.vbbgentek.com/kok-hucre-nedir
Şevval ÇAKIR

Şevval ÇAKIR

23 Şubat 1995 yılında İstanbul’da doğdum. Orta öğrenimimi Mehmet Pisak Anadolu Lisesi’nde tamamladım. Lise yıllarımda iki yıl Teşvikiye İhtisas Spor Kulübünde voleybol oynadım. Ortaokul dönemimde başladığım tiyatro eğitimimi Muammer Karaca Tiyatrosu bünyesinde beş yıl süresince devam ettirdim. Lisede alan seçerken biyolojiye olan ilgim beni genetik alanındaki çalışmaları okumaya yönlendirdi. Mikroorganizmalardan insan genetiğine uzanan yaşamın moleküler temelleri meslek seçimimde etkili oldu. Lise bittikten sonra moleküler biyoloji ve genetik üzerine çalışmaya karar verdim. 2014 yılında Bartın Üniversitesi / Fen Fakültesi / Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nü kazandım. Lisans dönemim boyunca deney hayvanları üzerine aldığım dersler, akademik hayatım içerisinde araştırmaktan en çok keyif aldığım derslerdendi. Golden Retriever cinsi dişi bir köpeğim var ve bölümde hayvan genetiğiyle ilgili aldığım her ders bende, onun sayesinde, daha fazla merak uyandırdı. Lisans dönemi içerisinde İstanbul Üniversitesi’nin düzenlediği “Moleküler Biyoloji ve Genetik Kış Okuluna katılma fırsatı yakaladım. Moleküler Biyoloji ve Genetik alanında uzmanlaşmış bilim insanlarının verdikleri seminerlerde çok şey öğrendim. Evrim ve genetik üzerine kitaplar okuyarak kendimi geliştirmeye gayret ettim. İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi - İç Hastalıkları Anabilim Dalı - Moleküler genetik laboratuvarı bünyesinde stajımı tamamladım. Stajda özellikle genetik hastalıklarla ilgili öğrendiklerim beni genetik mühendisliği ve kanser genetiği alanında çalışmalara yönlendirdi. Bu alanlarda çalışmak istiyorum. 2018 yılında “Polen Morfolojisi ve Adli Tıpta Palinoloji” hakkında tezimi tamamlayıp 3.16 ortalamayla mezun oldum. Geldiğim noktadan moleküler biyolojinin ülkemizdeki durumu hakkında gözlemlediğim şudur ki bence moleküler biyoloji eğitimi ve öğretimi biyolojinin farklı dallarında uzmanlaşmak için de günümüzde gerekli ve zorunlu bir hale gelmiştir. Ben de bu alandaki arayışlarımı yurt dışı ayağında ilerletmek ve kendimi geliştirme gayesindeyim.

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.